• nazperi

Osmanlı Padişah Portrelerinde Bir Devrim: Young Albümü

En son güncellendiği tarih: 12 Eki 2020

Osmanlı resim sanatında 15. yüzyıl itibariyle ayrı bir tür olarak oluşan padişah portreciliğinin kaynağında, baştan beri benimsenen Osmanlı hanedanının resimlenme ihtiyacı yatmaktadır. Bu amaç uğruna portrelerin yerli ve yabancı ustalara sipariş verilerek, batı geleneklerine yavaş yavaş yaklaşıldığını gözlemlemek mümkündür. 16. yüzyıldan itibaren İstanbul’un fethi ve Fatih Sultan Mehmed’in İtalyan ressam Gentile Bellini’yi portresini yaptırmak üzere İstanbul’a davet etmesiyle, Osmanlı’nın Batı ile olan ilişkileri askeri boyuttan sıyrılarak kültürel boyuta da geçmeye başlamıştır.[1] Fransız şair ve koleksiyoner Jean Jacque Boissard tarafından hazırlanan ve Frankfurt’ta 1596 yılında Latince basılan‘’Vitae et Icones Sultanorum Turcico-rum’’[2] adlı Osman Gazi’den III. Murad’a kadar saltanat süren Osmanlı Sultanları’nı, Osmanlı Devlet Erkânı’nı, bazı padişah eş ve kızlarını, Memlük ve Safevi Hükümdarlarını illüstrasyonlarla anlatan kitap, metnin yanısıra Osmanlı Sultanları’nın doğu giysili tasvirleriyle, okuyucunun Doğu imgelerine ilişkin merakına cevap vermektedir.[3] Bu bağlamda intercultural [4] kavramının ve intersocietal [5] sanatsal paylaşımların gerçekleştirilmesinde, Batı’da ve Osmanlı İmparatorluğu’nda hazırlanan giysi albümlerinin fonksiyonları oldukça önemlidir. Bu albümler, Doğu-Batı sentezinde birincil göreve sahip olup, toplumların bilgilendirilmesinde ana görevi üstlenmiş ve toplumlararası kültürel paylaşımı meydana getirmiştir. Batı’da, Osmanlı’ya karşı her daim bir ‘egzotik’ algının yer alması sonucu Batı’nın bu düşünceye fazlasıyla hapsolarak Doğu’yu kendi düşünsel sistemlerine entegre etmeye çalışması yüzünden, bazen bu albümler doğru bilgiyi iletmek adına yeterli olamayabilirler. Ne var ki moda ve kültür tarihi araştırmaları için en önemli kaynakları bu albümler oluşturur.


18. yüzyılın ikinci yarısında ve 19. yüzyılda yaygınlaşan portrecilik anlayışının, diplomatik ilişkiler bağlamında bir adım olarak nitelendirilebilecek propaganda aracına dönüşmüş olduğu aşikardır. Bu anlamda geçmişin Avrupa estetiğiyle bağlantılı bir şekilde şekillenen portrelerin, ikonik bir statü olarak yabancı temsilcilere sunulmaya başlandığı fark edilir.

Osmanlı resminde aydınlanmanın doruk noktasına ulaştığı III.Selim Dönemi’nde padişah portreciliğinde görülen yenilikçi yaklaşım, sultanın bir yandan portre yaptırmayı bir güç sembolü olarak addetmesi, bir yandan da bu portreleri armağan etmeyi gelenek olarak görmesiyle biçimlenmiştir. III.Selim’in sipariş ettiği kendisine ait bir oymabaskı portre, bu geleneğin benimsendiğini açıkça gözler önüne serer. Eser, Kostantin Kapıdağlı tarafından yapılmış ve Schiavonetti tarafından gravürlenmiş bir portre olarak, bir Osmanlı padişahının kendi portresini Avrupa’da bastırma amacıyla verdiği ilk sipariş olma özelliğini de taşır. Bu baskı portre, John Young’ın ele aldığı “The Young Album” olarak isimlendirilen Osmanlı padişahlarının baskı portrelerinden oluşan albüm için de ilk adımı temsil etmektedir.

Konstantin Kapıdağlı, Sultan III. Selim portresi, 1803.

Albüm, interculturality[6] olgusunun en göz alıcı örneklerinden birini oluşturur. Aynı zamanda albümün, süre içerisinde İstanbul-Londra arasında gidip gelerek her defasında albüme çelişkili amaçlar yüklenmesi, önemli bir etki alanı oluşturur. Bu zaman ve mekan yolculuğu, kültürel etki alanın sınırlarının ifade edilişinde çeşitli menfaatlerin temsil edilişi ve farklı izleyici kesimlerine hitap etmeye başlanması gibi çeşitli sonuçlar doğurmuştur. Albümde farklı amaçların ve aidiyetlerin iç içe geçerek kültürler arası sınır oluşumlarının mekan ve zaman bazında ortaya çıkardığı karmaşıklık, albümün kendi içinde parçalı da olsa bir geçişi temsil ettiğini gösterir. Bu bağlamda bu portre albümü projesini, kapsamlı bir reform programıyla Avrupa ile iletişim kanallarını açan bir girişimi ve yeni dış siyaset anlayışının da bir belirimi olarak kabul etmek doğru olacaktır.

Projenin siyasi yenilikçi tavrıyla beraber yeni resim tarzına dair ikonografik açılımına da dikkat çekmek gerekir. Portrelerde sultanın ayakta ¾ profilden, madalyon içinde resmedildiği ve portre altlarında dikdörtgen çerçeve içinde padişah hayatlarından kesitlerin yer aldığı bir düzen görülür. Kapıdağlı Kostantin’in Young Albümü için resimlediği erken dönem padişahlarında Nakkaş Osman ve Levni’nin portrelerini örnek almış olduğu anlaşılsa da, padişahların oturma pozisyonlarında geleneksel tarz yerine ayakta olarak resmetmenin yeğlendiği seçilir. Bu şekilde, batılı anlamda bir portre üslubu geliştiren Kostantin, yüz hatlarında ve kumaş kıvrımlarında kullandığı yumuşak dokunuşlarla da bu usta tekniği devam ettirmiştir.

John Young, 3.Murad Portresi,1808.

Kapıdağlı Serisi olarak anılacak bu portreler, hükümdarların yüceltilerek itibarlarının pekiştirilmesini hedef haline getiren portre ressamlığında, bu yüceltmeye tarihsel bir boyut katarak hanedanın güçlü geçmişi vesilesiyle tahttaki sultanın meşruiyetini kutsal bir boyuta getirmeyi görev edinmiştir. Ayrıca, Osmanlı’da olduğu kadar Avrupa’da da 19.yüzyıl boyunca sürecek bir etki alanı oluşturarak, ileriye dair hem soyağaçlarında hem de birçok seride kullanılmak üzere bir kaynak meydana getirmesi açısından da önemli yer tutar.




John Young, Osman Gazi Portresi, 1808.

Albüme başta yüklenen yabancı devletlere armağan edilmesi şeklindeki amacın sapmaya uğraması, albümün bir diplomatik pazarlık aracı olarak kenara koyulup bekletilmesi ve iç politika çekişmelerinden dolayı bir türlü tamamlanamaması gibi sonuçlar da gün yüzüne çıkmıştır. Young’ın sipariş sürecinde yaşanılan tüm bu olayları gerek gizli sipariş talimatları, gerekse patronuyla yaşadığı net olmayan bilgi aktarımı bakımından İngiliz okuruna yansıtmak amacıyla önsözüne eklemesi, albüme daha merak uyandırıcı bir boyut kazandırmıştır.


Albüme dair son amaç farklılaşması da albümün Abdullah Biraderler’in stüdyosunda kartvizit olarak basılarak yerel ve yabancı çevrelerin Osmanlı tarihine erişim sağlamasından ibarettir. Bu anlamda Young Albümü’nün önce diplomatik ilişkiler bakımından bir armağan niteliğinde oluşturulduğunu, sonra 1815 basımıyla yeni bir amaç edinerek İngiliz okuyucu kitlesini hedef alan tarihsel bir anı albümüne dönüştüğünü, en son ise Abdullah Biraderler vasıtasıyla kartvizit olarak basılarak yeni bir biçim kazandığını söylemek mümkündür.

Bu noktada Young Albümü, sadece oluşturulduğu süreci kapsamayıp günümüze dek dallarını uzatan, Osmanlı tarihini yüceltme hedefiyle faydalanılmış ve türlü değişimlere maruz kalmış bir albüm olarak tarihe adını altın harflerle kazımıştır.


*Kaynakça olarak bu yazımda;

Doç. Dr. Esma İGÜS’ün "Kültürlerarasılık, 19. yüzyılda Londra'da basılan Osmanlı Albümleri" makalesinden ve Serpil Bağcı, Filiz Çağman, Günsel Renda ve Zeren Tanındı’nın ele almış olduğu “Osmanlı Resim Sanatı’ kitabından faydalanmış bulunmaktayım.

[1] http://proje.akdeniz.edu.tr/mcri/cedrus/3-2015/CDR_Jun2015_365to378.pdf [2] Kitabın tam ismi ve künyesi: Vitae et Icons Sultanourum Turcicorum Principum Persarum Aliorumque Illustrium Heroum Heroinarumque ab Osmane Usque ad Mahometem II, Frankfurt, Offizin1596. Kitabın orjinal nüshaları Cambridge University Library ve National Library of Scotland gibi dünyanın birçok kütüphanesinde bulunmaktadır. [3] http://proje.akdeniz.edu.tr/mcri/cedrus/3-2015/CDR_Jun2015_365to378.pdf [4] ltürlerarası. [5] Toplumlararası.

[6] Kültürlerarasılık.

24 görüntüleme0 yorum
 
  • Instagram

©2020, nazperi tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now